Erdoğan, 4. Uluslararası Yüksek Mahkemeler Zirvesi akşam yemeğine katıldı

225

İstanbul (CUHA) – Reisicumhur Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı’nda tertip eden, 4. Beynelmilel Yüksek Mahkemeler Doruğu akşam yemeğinde konuştu.

Reisicumhur Recep Tayyip Erdoğan, “Milyarlarca insanın umut bağladığı beynelmilel sistem, kelimenin tam manasıyla çatırdıyor. ‘En kötü düzen düzensizlikten iyidir’ sözü, kötü düzenin sürmesine değil, tam tersine bir an önce ıslahının gerekliliğine işaret eder. Biliyorsunuz Türkiye olarak, her fırsatta Birleşmiş Milletler’de (BİRLEŞMİŞ MİLLETLER) bilhassa de Güvenlik Konseyi’nde reforma ihtiyaç duyulduğunu söylüyoruz. ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diye yönteme ettiğimiz bu çağrımızın temelinde adalet talebi vardır.” diye konuştu.

Adaletin hangi ırktan, hangi inançtan, hangi renkten, hangi coğrafyadan olursa olsun tüm insanlığın ortak değeri ve talebi olduğunu kaydeden Erdoğan, “İlk insandan beri peşinden koşulan, aranan, mücadelesi verilen bu kavram, medeniyetlere rengini veren en temel değer olmuştur. Üyesi olduğumuz uygarlık de adaleti mülkün, başka bir deyişle devletin, ülkenin, toplumun temeli saymaktadır. Bunun için bizim adliye binalarımızın kapılarında, mahkemelerimizde hakimlerimizin arkalarındaki duvarda hep bu yazı bulunur. Yeniden bizim kültürümüzde ‘Şeriat’ın kestiği parmak acımaz’ diye bir söz vardır. Başka bir deyişle yargının verdiği kararın neticeleri ne kadar ağır olursa olsun, fertler ve toplum nezdinde kabule şayandır mananındaki bu söz de adalete olan saygıyı ve güveni ifade eder.” dedi.

“İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN”

Erdoğan, şöyle devam etti:

“Ecdadımızın bir başka sözü daha vardır ki o da asalında adalete vurgu yapar. Bu söz, Osmanlı Devleti’nin içsel kurucusuna atfedilen, ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ ifadesidir. Yalnızca ülkemizin ve bölgemizin değil, dünyanın her yerinde derin izler bırakmış olan Hazreti Mevlana’nın adalet ile ilgili bizzat sık sık müracaat ettiğim çok ehemmiyetli sözleri vardır. Her şeyden önce Mevlana Hazretleri, hukuku, adalet denizinde bir katre olarak görür. Mevlana Hazretleri, ‘Hakimler, Yaradan’nın ölçüsü ve terazisi gibi hareket etmek zorundadır’ der. Asıl ehemmiyetlisi Mevlana Hazretlerine göre, adalet demek her şeyin yerli yerinde olması demektir. Bu yaklaşımı da ayakkabının ayakta külahın başta olmasıyla örneklendirir. Eğer bunların yeri değişir, ayakkabı başa çıkar, külah ayağa inerse adalet terazisi bozulur. Yalnızca ülkemizin değil, genel olarak Doğu felsefesinin özünde adalet konusu vardır. Batı’daki devrimlere, kanlı sosyal dönüşümlere baktığımızda hepsinin de temelinde öyle veya böyle bir adalet arayışının yattığını görürüz. Son zamanlarda de bir ülkenin gelişmişliğinin veya geri kalmışlığının en ehemmiyetli ölçülerinden biri hukuk sistemlerinin iyi çalışıp çalışmadığı başka bir deyişle adalet mekanizmasının işleyip işlemediğidir. Peki madem ilk insandan bugüne kadar adalet, hukuk, yasa bu kadar ehemmiyetli, öyleyse niçin hala bunca zulüm, bunca haksızlık, bunca feryat, bunca göz yaşı vardır. İnsanlık daha bir gün evvel Bosna’da, çok daha yakın vakitte Myanmar’da, Suriye’de 10 binlerin, yüz binlerin, milyonların hunharca katledilmesine mani olamıyorsa, yeryüzünde nasıl adaletten söz edebiliriz?”

“ÇAĞRIMIZIN TEMELİNDE ADALET TALEBİ VARDIR”

“Batı toplumlarının çöpe atarak israf ettiği yiyecekler, Afrika’daki tüm açları doyuracak boyuta erişmişse burada hangi adaletten söz edilebilir?” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yalnızca kendi güvenlik ve refahı için mazlumlara, mağdurlara kapılarını kapatan ülkelerin gelişmiş sıfatını taşıdıkları bir dünyada hangimiz kendimizi adalet dairesi içinde hissedebiliriz. İnsanların, toplulukların, devletlerin, uluslararası kuruluşların kendi aralarında daimi bir adalet tartışması yaşanıyorsa, hep beraber durup düşünmeli, kendimizi sigaya çekmeliyiz.”

Reisicumhur Erdoğan, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER başta olmak üzere dünyada emeli insanlığın topyekun güvenlik ve refahını sağlamak olan pek çok müessesenin, bu doğrultuda imza atmış pek çok uluslararası dokümanın bulunduğunu anımsadarak, şunları kaydetti:

“Elemle belirtmek vaziyetindeyim ki ne bu müesseseler ne de bu belgeler öngörüldüğü şekilde çalışmıyor. Milyarlarca insanın umut bağladığı beynelmilel sistem, kelimenin tam manasıyla çatırdıyor. ‘En kötü düzen düzensizlikten iyidir’ sözü, kötü düzenin sürmesine değil, tam tersine bir an önce ıslahının gerekliliğine işaret eder. Biliyorsunuz Türkiye olarak, her fırsatta Birleşmiş Milletler’de bilhassa de Güvenlik Konseyi’nde reforma ihtiyaç duyulduğunu söylüyoruz. ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diye yönteme ettiğimiz bu çağrımızın temelinde adalet talebi vardır. Dünyadaki 193 ülkenin eleminin yalnızca 5 ülkeye, hem de bir ülkeye bağlı olması en büyük adaletsizliktir. Bunun için biz sistemin yine kurulmasını istiyoruz. Buranın tamamiyle reforme edilmesinin gereğine inandığımızı söylüyoruz. Dünyadaki kıta, inanç, kültür dağılımlarını gözeten, adaletli bir yapı kuruluş edilemeden Birleşmiş Milletler’in ve Güvenlik Konseyi’nin insanlığın geleceğinde varlığını sürdürebilmesi . Türkiye, çoğunluğu Suriye’den olmak üzere Irak, Afganistan, Afrika’dan gelen 4 milyonun üzerinde mülteciye hane sahipliği yaparak, beynelmilel toplumun hem yükünü taşıyor hem onurunu kurtarıyor. Üstelik bunu beynelmilel toplum ve kuruluşlardan kayda değer bir yardım almadan yapıyoruz. Şu an bakımından 33 milyar dolar biz yalnızca Suriye’den gelen sığınmacılar için harcama yaptık.”

Reisicumhur Recep Tayyip Erdoğan, “Son olarak İdlib’te sağladığımız istikrar ile 10 binlerce insanı ölümden, milyonlarca insanı da sefaletten kurtardık.” diye konuştu.

“Son olarak İdlib’te sağladığımız istikrar ile 10 binlerce insanı ölümden, milyonlarca insanı da sefaletten kurtardık.” diyen Erdoğan, “Türkiye olarak Suriye’de huzuru tesis ettiğimiz her yerde öncelikle güvenlik ve adalet sistemini işler hale getiriyoruz. Bunu muvaffak olmadan diğer hususlarda mesafe katedemeyeceğimizi, büyük fedakarlıklarla oluşturduğumuz huzur abuhavanını savunamayacağımızı biliyoruz.” ifadesini kullandı.

Buna karşılık bölgede hala Türkiye’nin beşeri duruşunun karşısına terör örgütleriyle iş birliği yaparak çıkan ülkelerin bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, “Üstelik bu terör örgütleri, kontrolleri altındaki bölgelerde insanların can ve mal güvenliğine en büyük tehdidi oluşturuyor. Buna karşın lafa geldiğinde ağızlarından demokrasiyi, insan haklarını, hukuk devletini düşürmeyenler bu örgütleri desteklemekte, palazlandırmakta hiçbir beis görmüyorlar.” dedi.

Erdoğan, temsil ettikleri tarih ve medeniyetin gereği olarak adalet çizgisinden ayrılmadan kendileri, bölgedeki kardeşleri ve tüm insanlık için en iyisini yapmanın mücadelesini verdiklerini söyledi.

Demokrasisine, özgürlüğüne ve hukuk devleti ilkesine sahip çıkma kararlılığını 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe teşebbüsü esnasında canıyla ortaya koymuş bir ülke olarak bu konuda çok rahat olduklarını vurgulayan Erdoğan, Türkiye’nin yaşadığı tüm sıkıntılara karşın bölgesinin istikrar ve güven anıtı konumundaki bir ülke olduğunu ifade etti.

Reisicumhur Erdoğan, bunun için etrafında gördükleri haksızlıklara böylesine kararlı bir şekilde itiraz edebildiklerini ve sözünü yüksek sesle dile getirebildiklerini belirterek, “Türkiye’nin global sorunlara adalet merkezli yaklaşımını en iyi siz hukuk insanlarının anlayacağına inanıyorum.” dedi.

Yüksek Mahkemeler Doruğu’nde üzerinde en çok durulacak hususlardan birinin yargı bağımsızlığı olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Karşınızda okul kitaplarında yer alan bir şiiri okuduğu için mapusa mahkum edilmiş ve demir parmaklıklar ardına girmiş birisi olarak duruyorum. Dolayısıyla yargı bağımsızlığının mananını ve ehemmiyetini bizzat yaşayarak öğrendim. Bunun için ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimizde, milletimize, ülkemizi eğitim, sıhhat, adalet ve güvenlik temeli üzerinde yükseltme sözü verdik. Göreve gelir gelmez adalet örgütümüzün fiziki altyapısının geliştirilmesinden, insan kaynağının zenginleştirilmesine ve mevzuatının yenilenmesine kadar bir dizi reformu hayata geçirdik.”

“245 ADALET SARAYI İNŞA EDİP HİZMETE SUNDUK”

Reisicumhur Erdoğan,  darbe teşebbüsünde bulunan bir çetenin yargı içindeki üyelerini tasfiye ederek bu konuda en büyük meselesi çözdüklerini belirtti.

Bugün hakim ve savcı sayısının 17 binin üzerine çıktığını ifade eden Erdoğan, bu sayının hala yetersiz olduğunu bildiklerini ifade etti.

Yüksek nitelikli personel alımı ve bunların en ileri düzeyde eğitimiyle sayıyı arttırdıklarını anlatan Erdoğan, bakanlıktaki ve adliyelerdeki yardımcı personel sayısını 61 binden 140 bine çıkartarak burada da ehemmiyetli bir mesafe katettiklerini söyledi.

Hükümete gelene kadar Türkiye’de adliyelerin çoğunlukla hükümet binalarının alt katlarındaki kötü koşullara sahip yerlerde faaliyet yürüttüğünü aktaran Erdoğan, “Biz kalitenin fiziki iyileştirmeyi gerektirdiği anlayışıyla, ülke çapında mimarisi ve diğer altyapısıyla çok ileri standartlara sahip 245 adalet sarayı inşa edip hizmete sunduk. Yeniden adalet sisteminin ehemmiyetli bir unsuru olan adli tıp hizmetlerini yaygınlaştırdık ve çağdaşlaştırdık. Temel kanunlarımızın tamamını, günün koşullarına uygun hale getirerek yeniledik. ” dedi.

Erdoğan, istinaf mahkemelerini kurarak, Yargıtay ve Danıştay’daki yığılmanın önüne geçtiklerini,  şu ada 9 bölge adliye ve 7 bölge idare mahkemesinin hizmete geçtiğini dile getirdi.

“MAHKEMELERE GİTMEDEN ÇÖZÜM ÜRETECEK ALTERNATİFLER GETİRDİK”

Yurttaşlara alternatif bir hak arama yolu olarak Kamu Denetçiliği’ni kurduklarını anımsadan Erdoğan, “Anayasa Mahkemesi’ne ferdi müracaat hakkını getirerek, yurttaşlarımızın hak arama yollarına bir yenisini daha ilave ettik. Ara buluculuk ve uzlaştırma konularında mahkemelere gitmeden çözüm üretecek alternatifler getirdik. İnsan haklarından şahsi verilerin kullanımına kadar geniş bir alanda müessesesel yapılar oluşturduk. Bir hayli yolu, müessesesi, tertip etmeyi ve uygulamayı hayata geçirerek, ülkemizin demokratik hukuk devleti niteliğini güçlendirdik. Allahın izniyle bundan sonra da aynı şekilde yolumuza devam edeceğiz.” diye konuştu.

Erdoğan, bu dorukta tartışmaya açılacak olan yargıda saydamlığa ait İstanbul bildirisinin, adaletin tesisi ve yargıda saydamlığın teminat altına alınması konusundaki çalışmalarda bir dönüm noktası olacağına inandığını dile getirdi.

4. Beynelmilel Yüksek Mahkemeler Doruğu’nin hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, doruğun tertip etmesine ve seanslara katkıda bulunan başta Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit’e teşekkür ederek sözlerini bitirdi.

CEVAP VER

Yorum
Adını buraya gir