Başkan Erdoğan, Erciyes Üniversitesi Akademik Yıl Açılış Törenine Katıldı

0
110

Kayseri (CUHA) – Erciyes Üniversitesi Akademik Sene Açılış Merasimi’nde yaptığı konuşmada Reisicumhur Erdoğan, “Türkiye, bulunduğu konum bakımından küçük düşünerek, içe kapanarak, ‘küçük olsun fakat benim olsun’ anlayışıyla yoluna devam edemez. Standartlara uyan değil standartları belirleyen; bilgiyi tüketen değil, üreten; takip eden değil, izleyen bir ülke olmak zorundayız” diye konuştu.

Reisicumhur Recep Tayyip Erdoğan, Erciyes Üniversitesi Akademik Sene Açılış Merasimi’ne katıldı. Merasimde Reisicumhur Erdoğan, bir konuşma yaptı.

Reisicumhur Erdoğan konuşmasının başında, 2018-2019 akademik senesi açılışı vesilesiyle Erciyes Üniversitesi üyeleriyle bir arada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek üniversite talebelerine, akademik ve yönetimsel personele yeni akademik senede başarılar diledi.

“ÜNİVERSİTE-ENDÜSTRİ İŞ BİRLİĞİNİN EN GÜZEL ÖRNEKLERİNİN SERGİLENDİĞİ YERLERDEN BİRİ KAYSERİ’DİR”

Kayseri’de resmî açılışını gerçekleştirdikleri yapıtlar arasında Erciyes Üniversite’sinin Spor Bilimleri Fakültesi ek binası ve idman salonlarının da bulunduğunu anımsadan Reisicumhur Erdoğan, Kayseri’nin, endüstride, ticarette ve imalatta Türkiye’nin lokomotif şehirlerinden biri olduğuna dikkat çekti. “Gerek müteşebbislerin yatırımları ve hayırseverlerin yapıtlarıyla, gerekse kamu yatırımlarıyla şehrimiz kalkınmaya, büyümeye, ülkemizin ehemmiyetli cazibe merkezlerinden biri olmaya bundan sonra da allahın izniyle devam edecektir” diyen Reisicumhur Erdoğan, bu süreçte Erciyes Üniversitesi’nin de Kayseri’nin ekonomik, ticari ve kültürel hayatının gelişmesi için her türlü katkıyı vereceğine inandığını söyledi.

Reisicumhur Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti: “Üniversitelerin destek vermediği, liderlik etmediği bir kalkınma hamlesinin hedefine erişmesi . Halktan kopuk, şehrinden kopuk, ülkenin ve milletin dertlerinden kopuk bir üniversitenin ne kendi talebesine ne de memlekete bir yararı olur. Kayserimizin göz bebeği Erciyes Üniversitesi, bu noktada rüştünü ve başarısını kanıtlamış müstesna bir müessesedir. Üniversitemiz, yıllardır akademik çalışmaları yanında Kayseri’nin ekonomik ve sosyal hayatına da damga vuruyor. Üniversite-endüstri iş birliğinin en güzel örneklerinin sergilendiği yerlerden biri Kayseri’dir.”

Erciyes Üniversitesi’nin, akademik özgünlükten ve kaliteden taviz vermeden pratiğin, başka bir deyişle gerçek hayatın bir parçası olmaya her zaman ehemmiyet verdiğini ifade eden Reisicumhur Erdoğan, bu gayretlerin Kayseri’nin Orta Anadolu’nun bir imalat üssüne dönüşmesinde büyük rolü olduğunun vurguladı. Üniversitenin de destekleriyle Kayseri sanayisinin “Anadolu Kaplanları” denilen muvaffakiyet hikâyesine imzaladığını söyleyen Reisicumhur Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “Tabii şehirle kurduğu o yakın aitin üniversitemize de ciddi yararları oldu. Erciyes Üniversitesine ait altyapı ve hizmet binalarının çok önemli bir bölümü Kayserili hayırseverler tarafından yaptırıldı. Kayserili kardeşlerimiz Erciyes Üniversitesine ‘bizim üniversitemiz’ diyerek sahip çıktı ve yardımcı oldu. Böylelikle üniversitemiz kısa vakitte ülkemizin önde gelen yükseköğrenim kuruluşlarından biri hâline geldi. Bu kazanımın savunmasını da son derece ehemmiyetli buluyorum. Önümüzdeki süreçte üniversitemizin hem reel sektörle geliştirdiği iyi ilişkileri hem Kayserili kardeşlerimizle kuruluş ettiği o gönül bağını daha da kuvvetlendireceğine inanıyorum. Bu vesileyle Erciyes Üniversitesinin büyümesine, gelişmesine katkı sunan tüm hayırseverlere şahsım, ülkem ve milletim hesabına teşekkür ediyorum.”

“UZUN YILLAR ÜLKEMİZDE ÜNİVERSİTELER İDEOLOJİK DAYATMALARLA ANILDI”

Reisicumhur Erdoğan, son 16 senede pek çok alanda olduğu gibi üniversitelerin standartlarında da pek çok başarıya imza atıldığını belirterek şunları kaydetti: “Gerek talebe, gerek hocalarımız, velilerimiz vesaire 76 üniversiteden aldığımız bu sayıyı 130 ilaveyle 206’ya çıkardık. 2002 seneninde 2,5 milyar lira olan yükseköğretim bütçesini 2018 seneninde takriben 28 milyar liraya yükselttik. 2002’de 494 olan meslek yüksekokulu sayımızı 996’ya, 171 olan akademi sayımızı 464’e taşıdık. 190 olan yükseköğrenim yurdu sayımızı 776’ya, 182 bin olan yurt yatak kapasitemizi ise 663 bine çıkarttık. “

16 sene önce öğrencilere aylık 45 lira burs verildiğini anımsadan Reisicumhur Erdoğan, Ocak ayından itibaren öğrencilere 500 lira, yüksek lisans öğrencilerine 1000 lira, doktora öğrencilerine ise bin 500 lira ödemeye başlanacağını belirtti. Karşılıksız burs verilen öğrenci sayısının yalnızca bu yıl 150 bine eriştiğini bildiren Reisicumhur Erdoğan, asıl büyük değişimin üniversitelerin rolü ve konumunda yaşandığını dile getirdi. Reisicumhur Erdoğan şöyle devam etti: “Uzun yıllar ülkemizde üniversiteler, ya öğrenci olaylarıyla veyahut ideolojik dayatmalarla anılageldi. Özgürlüğün ve ilmi düşüncenin merkezi olması şart olan müesseseler, daha çok yasaklarla, çatışmalarla, ikna odalarıyla veya kapılarında gözyaşı döken başörtülü kızlarımızla gündeme geliyordu. Bilhassa bizim talebelerimiz ne yazık ki sağ sol çatışmalarının bir hayli üniversitemizi tutsak aldığı kasvetli bir döneme tekabül etti. Aynı şehirden gelmiş, bir takım vakit aynı semtte yıllarca oynamış gençler bir müddet sonra politik kamplaşmanın kurbanı oldu.”

“SON 16 YILDA ÜNİVERSİTELERİN ÖZGÜRLEŞMESİNDE BÜYÜK BİR DEVRİME İMZA ATILDI”

Reisicumhur Erdoğan, 1980 öncesinde sahnelenen oyunun ilk olmadığını, Türkiye’de daha sonra her 10 yılda bir tekrarlanacak antidemokratik müdahale kapısını açan olayın 27 Mayıs 1960 darbesi olduğunu anımsattı. 27 Mayıs darbesinin taşlarının dönemin ana muhalefet partisiyle aynı anlayışa sahip kimi üniversite rektörleri tarafından döşendiğini söyleyen Reisicumhur Erdoğan, dönemin ana muhalefet partisinin sandıkta bileğini bükemediği Menderes’i darbeyle alaşağı etmek için sokakları karıştırmak dâhil her yola müracaat ettiğini anımsattı. Reisicumhur Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Darbeden bir sene önce Kayseri’de yaşanan hadiseler bunun en çarpıcı örneğidir. Dönemin ana muhalefet öncüsü Kayseri’ye gerilimi düşürmek için değil ateşe benzin dökmek için gelmiştir. Nitekim Kayseri’deki olaylardan sonra diğer şehirlerimizde de benzer tezgâhların devreye alındığını görüyoruz. 27 Mayıs öncesinde bir taraftan bunlar yaşanırken, diğer taraftan da bir takım üniversiteler darbeyi yasallaştırmak için sanki seferberlik duyuru etmişlerdir. 1960 darbesiyle başlayan bu kötü anane, ne yazık ki hem 12 Mart muhtırasında hem 12 Eylül darbesinde hem de 28 Şubat müdahalesinde birçok üniversitemiz tarafından sürdürülmüştür. Bilhassa 28 Şubat döneminde mevcut hükûmeti devirmek için oluşturulan beşli çeteye daha sonra ana muhalefet partisinin de milletvekilliğini yapmış olan kimi profesörlerin verdikleri destek asla unutulmayacaktır.”

Konuşmasında, “Bu sözde akademisyenler sadece darbe çığırtkanlarına destek olmakla kalmamış, kendileri de yönetici oldukları üniversiteleri sanki Nazi kamplarına çevirmişlerdir” ifadelerine yer veren Reisicumhur Erdoğan,, “Üniversite girişlerine kurulan ikna odaları, kılık kıyafetinden dolayı kapı dışarı edilen talebeler, dereceye girip ödül almaya hak kazandığı hâlde sahnede ağzı kapatılarak indirilen genç kızların görüntüleri, bu dönemin utanç sahneleri olarak belleklere kazılmıştır. Türkiye’nin son 16 senede bu kara günlerin izlerini silmesini demokrasimiz hesabına çok ehemmiyetli görüyorum. Hem mesleğinin onurunu savunan akademisyenlerimiz hem de üniversite kapılarında gözyaşı döken evlatlarımız üzerinde ağır bir travma bırakan o günler şükürler olsun artık tarihe kavuşmuştur” dedi.

Reisicumhur Erdoğan, son 16 yılda üniversitelerin özgürleşmesinde de büyük bir devrime imza atıldığını belirterek şunları kaydetti: “Yıllardır üniversiteleri baskıcı, jakoben, hem de faşist ideolojilerine payanda yapanlar bizim dönemimizde üniversitelerin asli hüviyetlerine kavuşmasından çok ciddi rahatsızlık duyuyorlar. Dikkat edin, siyasetlerimizi yerden yere vuran etrafların bizden önce üniversitelerin darbe süreçlerinde oynadığı role ait tek bir tenkitleri bile yoktur. Bunlardan daha 10-15 yıl öncesine kadar üniversitelerin bilimsel araştırma yapmak yerine öğrencilerin kılıf kıyafetleriyle uğraşması ile ilgili rastgele bir serzeniş duyamazsınız. Bunların kimi üniversiteleri sanki aykırı örgütlerin eğitim kampına dönüşmesinden rahatsızlık duyduğunu da göremezsiniz.”

“HİÇBİR UYGAR DEVLET, TERÖRÜN ÜNİVERSİTELERDE MAYALANMASINA İZİN VERMEZ”

Reisicumhur Erdoğan, “Bunların var oluş gayesi, akademik tekâmül değil ait oldukları klanların tetikçiliğini yapmaktır. En büyük rahatsızlıkları da yıllardır çekincesizce kullandıkları ayrıcalıklarını kaybetmiş olmalarıdır. Tahammülsüzlüklerin asıl sebebi budur. Politik edebi, entelektüel ahlakı bir tarafa bırakarak saldırmalarının nedeni yeniden aynıdır” değerlendirmelerini yaptı.

Reisicumhur Erdoğan, “Biz elbette dünyaya aykırı ideolojilere sanki at gözlüğünden bakan bu etrafları nazarı dikkate almadık, almıyoruz” diyerek şöyle devam etti: “Türk üniversitelerinin tarihlerinin en özgür, en bağımsız, en kuvvetli dönemlerini yaşadıklarını gayet iyi biliyoruz. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında uygulamaya konulan önlemler de üniversitelerin terör muhiplerinden arındırılmasına katkı sağlamıştır. Hiçbir uygar devlet, terörün üniversitelerde mayalanmasına izin vermez. DEAŞ ve El Kural simgeleriyle koridorlarının doldurulduğu hiçbir Batı üniversitesi bulamazsınız. Berlin veya Paris’te terör eylemi esnasında yaşamını yitiren teröristler için anma törenleri tertip eden üniversitelere rastlayamazsınız. Zira dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde terör propagandası yapmak, fikir ve düşünce özgürlüğü olarak kabul edilmez. Hele hele terör müdafaa ediciliğini devletin kendisine sağladığı olanaklarla yapmak hiç kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Bu süreçte yalnızca zihnini Pensilvanya şarlatanına zimmetleyenlerle hendek ve çukur terörünü kutsayanlara karşı yaptırımlar uygulanmıştır. “

Reisicumhur Erdoğan, belli ideolojik kimliklerin belli üniversiteleri tutsak aldığı çarpık yapının kısmen hâlâ sürdüğünü belirterek, “Bunların giderek değişeceğine inanıyorum. Bizim anlayışımıza göre üniversiteler isimi gibi üniversal kimlik taşımalıdır. Bir üniversiteyi aynı dünya görüşünün renklerine boyamak, isimi üniversal, başka bir deyişle üniversal olan bir müesseseye yapılabilecek en büyük kötülüktür” diye konuştu.

“TÜRKİYE’NİN TÜM RENKLERİ, TÜM ZENGİNLİKLERİ ÜNİVERSİTELERİMİZDE OLMALIDIR”

“Biz her alanda olduğu gibi üniversitelerde de tek tipçiliğe karşıyız” diyen Reisicumhur Erdoğan konuşmasının devamında, “81 milyonluk bir ülke olarak toplumsal farklılıklarımızın üniversitelerimize yansımasına bu açıdan çok büyük önem veriyoruz. Türkiye’nin tüm renkleri, tüm zenginlikleri üniversitelerimizde olmalıdır. Şiddete bulaşmadığı, terörü kutsamadığı sürece ne kadar ters ne kadar rijit olursa olsun her görüşe üniversitelerimizde yer vardır. Diğer türlü üniversitelerimizin akademik başarı skalasında yükselmesi ” ifadelerine yer verdi.

Reisicumhur Erdoğan, “Türkiye, bulunduğu konum itibariyle küçük düşünerek, içe kapanarak, ‘küçük olsun ama benim olsun’ anlayışıyla yoluna devam edemez. Standartlara uyan değil standartları belirleyen; bilgiyi tüketen değil, üreten; takip eden değil, izleyen bir ülke olmak zorundayız. Bu hedeflerimizi gerçekleştirmede, devlet ve ulus olarak bize güç verecek, destek verecek kurumların başında üniversiteler geliyor” dedi.

Reisicumhur Erdoğan, “Biz üniversitelerimizin ismini başka şeylerle değil bilim, sanat ve kültür hayatına yaptığı katkılarla duyurmasını istiyoruz” diyerek Kayseri’nin son 40 yılına damga vuran Erciyes Üniversitesi’nin bu konuda da liderlik edeceğine olan inancını dile getirdi. Reisicumhur Erdoğan, konuşmasını yeni akademik yılın hayırlı olması temennisiyle bitirdi.

CEVAP VER

Yorum
Adını buraya gir